![]() |
|||
GÜLÜMSE |
|||
![]() |
|
:: Sonraki Sayfa9/7/2007 -
Yorum (yok) :: Yorum yaz!22/4/2007 - BAŞLIĞI SENSİN...Bu satırlar sanadır, sanadır tüm güzel duygular... Senin sıcaklığına kavuşmaktır tüm özlemim, gözlerinden kalbine akmak... Hayallerim, umutlarım sensin, beni yaşama bağlayan aşkımla sana muhtaçcasına... Sonsuz aşkım, sonuna kadar seveğim aşkım... Her nefeste içime dolansın, nefes vermemse seni tekrar içime çekmek içindir... Yaşamak için değil, senin için yaşıyorum... Bana ne sorarlarsa sorsunlar tüm cevaplarımda sen varsın, tüm c e v a l a r ı m s a senin için var... Gözlerim gözlerine... Sen herşeysin, ben bile seninle varım, sensizlik sonsuz boşluk... Seni sarmak istiyorum, büyüyen bir sarmaşık gibi hiç kopmayacakcasına... Kokunu da özledim... Ne olurdu beni öpsen? Bilmezmisin her gece rüyalarımda seni öpmek istediğimi... Çakkıdıma... ;) Buralardan hemen gidesim var Yorum (1) :: Yorum yaz!31/3/2007 - İnananların inananları dost edinmesiKuranı Kerim’de tüm insanları Allah’ın yoktan var ettiği anlatılır. Yani insanlar ister Allah’a inansın isterse inanmasın var olmalarını Allah’a borçludur. İnanan bir insan en çok, herşeyi ve onu var eden yoktan yaratan Allah’ı sevmelidir. Hayatını da Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak için planlamalıdır. Yorum (yok) :: Yorum yaz!29/3/2007 - SUS VE DİNLE
güneşin battığı seherden son seferden son nefesten bir el alırken elimi soluumda titrerken son bir söz istiyorum son bi nağme elveda derken....
yaz katip sevabıyla terkedeni yaz terkedileni yaz aşka rağmen yapılanı bana rağmen kendine rağmen yapılanı ve eğer gördünse ihanetide yaz benden yana yok beddua ahı olanı yaz. ben gidiyorum buralardan sözlerim kalıyor sevdadan yana. bilmiyorum... belkide çok vebalim var.
yok.... ses yok! ışık yok! yerin dibinde yok firar. öyleyse nereye ey dost söyle nereye kaçmalı?
E.B SAKCI Yorum (yok) :: Yorum yaz!26/3/2007 - BÖCEKLERİN DÜNYASIToplulukta iletişim Kuran, Hz. Süleyman'ın ordularından söz ederken arada ilginç bir bilgi verir ve karıncaların arasında çok gelişmiş bir "haberleşme sistemi" olduğuna işaret eder. İlgili ayet şöyledir: Nihayet karınca vadisine geldiklerinde, bir dişi karınca dedi ki: "Ey karınca topluluğu, kendi yuvalarınıza girin, Süleyman ve orduları, farkında olmaksızın sizi kırıp geçmesin."(Neml Suresi, 18) Son yüzyılda karıncalar üzerinde yapılan bilimsel araştırmalar, bu küçük hayvanların arasında inanılması zor bir iletişim ağının var olduğunu ortaya koymuştur. National Geographic dergisinde yayınlanan bir makalede bu konudan şöyle bahsedilmektedir: Büyük veya küçük herhangi bir karınca, başındaki karmaşık duyu organlarıyla, milyonlarca hatta daha fazla kimyasal ve görsel sinyalleri yakalar. Beyin 500.000 sinir hücresi içerir; gözler birleşiktir; antenler insandaki burun ve parmak ucu gibi hareket eder. Ağzın altındaki projeksiyonlar tadı algılar, kıllar dokunmaya karşılık verir. Bizler farkına varmasak da karıncalar, hassas duyu organları sayesinde oldukça değişik iletişim yöntemleri kullanırlar. Avlarını bulmaktan birbirlerini takip etmeye, yuvalarını kurmaktan savaşmaya kadar hayatlarının her anında bu duyu organlarını çalıştırırlar. 2-3 milimetrelik vücutlarının içerisine sığdırılmış 500.000 sinir hücresiyle, biz akıl sahibi insanları şaşırtacak bir iletişim sistemine sahiptirler. Burada dikkat edilmesi gereken husus; bahsedilen yarım milyon sinir hücresi ve karmaşık iletişim sisteminin, neredeyse insanın milyonda biri küçüklüğündeki bir karıncaya ait olmasıdır. Karıncalar, arılar ve termitler gibi koloni halinde yaşayan sosyal canlılar üzerinde yapılan araştırmalarda, bu hayvanların iletişim sürecindeki tepkileri belli başlı kategorilere ayrılmıştır. Bunları şöyle sıralayabiliriz: Alarma geçme, toplanma, temizlenme, sıvı besin değişimi, gruplaşma, tanıma, kast belirleme... Okuduğunuz bu çeşitli tepkilerle düzenli bir toplum yapısı oluşturan karıncaların, karşılıklı haber alışverişine dayalı bir hayatları vardır ve bu alışverişi sağlamada hiçbir zorluk çekmezler. İnsanların kimi zaman konuşarak halledemediği, anlaşma sağlayamadığı konularda (toplanma, paylaşma, temizleme, savunma vs. gibi) karıncaların etkileyici iletişim sistemleriyle, yüzde yüz başarılı olduklarını söyleyebiliriz.
Gören bir göz için... Karıncaları, çeşitli iletişim metodlarıyla, birkaç yabancı dil konuşan insanlara benzetebiliriz. Aralarında konuştukları 3-4 farklı dille her konuda anlaşabilmekte ve hayatlarını en problemsiz şekilde sürdürebilmektedirler. Yaşamları boyunca bir karışıklığa sebebiyet vermeden, yüzbinlerce hatta bazen milyonlarca nüfusa sahip kolonilerini devam ettirebilmektedirler. Oysa şimdiye kadar anlattığımız bu iletişim sistemi, dünya üzerindeki mucizevi olaylardan sadece biridir. Gerek insanları gerekse diğer tüm canlıları (tek hücreliden çok hücreliye kadar) incelediğimizde, ekolojik bir düzen içerisine yerleştirilmiş, birbirinden farklı ve her biri ayrı birer mucize olan özellikler keşfedebiliriz. Etrafında yaratılmış bütün bu mucizeleri farkedebilen bir göz ve hissedebilen bir kalp içinse, tüm canlıların tek sahibi ve hakimi olan Allah'ın sonsuz gücünü, ilmini ve aklını takdir etmeye, sadece milimetrik boyutlardaki bir karıncanın olağanüstü iletişim sistemi bile yeterli olacaktır. Allah, Kuran'da bu yeteneğe sahip olmayan ve O'nun gücünü takdir edemeyen insanlardan şöyle bahseder: Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı, böylece onların kendisiyle akledebilecek kalpleri ve işitebilecek kulakları oluversin? Çünkü doğrusu, gözler kör olmaz, ancak sinelerdeki kalpler körelir.(Hac Suresi, 46)
Yorum (yok) :: Yorum yaz! |
![]() |
![]() |
|
||
|
|
|||
![]() |
|
||
![]() |
|||